Sokak Muhabbetlerimizin Yeni Yeri, Yeni Medya

Yeni Medya’da yerimizi aldıktan sonra habercilik anlayışıyla paylaşımlarda bulunarak sanal çevremizin büyümesini büyük bir keyif alarak ekranımızın karşısında izler olduk. Sokak muhabbetimizi internet ortamına taşıyarak çok daha sıkı bağlar kurduk.

Yeni bir medya doğdu ve sunduğu imkânlar ile büyüyor. Büyüyor ve bizleri denizde oluşan girdabın içine çektiği gibi çekiyor. Ya sonrası… Yeni Medya’nın gizli (-gizemli demek daha doğru olabilir) bir çekim ağı var. Fakat bazı sıkıntılarımız var. Girdap. Girdap bizleri korkutuyor. Neden korkmayalım ki? Bizi içine çekerse ne olacağımız hakkında korkularımız büyük. Bizler için çalışan mühendislerimiz korkularımızdan kurtulmamız için girdabı anlamlandırdılar. Herkesin anlayacağı şekle soktular. Görünürde network olarak adlandırdığımız terimle stabil bir tanım kazandırdık ve “sörf” kelimesi ile cici olarak göstermeyi başardık. Artık, bebekle ilgilenebiliriz, onu elleyebilir, güldürebilir, hatta koklayabiliriz… Gözümüz aydın nur topu gibi bir bebeğimiz oldu…

Bebeğimizi sevdik. Sörfü sevdik. Okyanusa sınırı olmayan ülkemizin hayranlık beslediği bu kelimeyi bizler çok sevdik; fakat şimdilerde bu kelime unutulur oldu. Network terim olarak eksik kaldı. HTML5 piyasaya çıkmadan eskidi. Yapay zekâ, önce oyunlarla internette yerini aldı. Google teknoloji olarak eskidi. Adres çubuğunu kullanmasını öğrendik. Fiber, hiber derken 3G’ye alışamadan 4G konuşulur oldu. Genel bir tanım olan internetin ne olduğunu anlamadan herkesin e-devlet portalı oldu. Sanal adreslerimizle sanal hayatlarımızı yaşamaya başladık. “Eyvah!” diyenler internette bir an önce köşe kapmaya çalıştılar, kimileri başardı, birçokları ise girdabın karanlık yüzünde kayboldu.

Girdaba girenler, o hızlı akıntıdan başları döndü. Sarhoş olduk ve o sarhoş hâl ile internette bir şeyler yapma gayretine girdik. “Yeni Medya” hızla aramızda yayıldı. Önceleri chat olarak başladığı işi şimdilerde daha profesyonel yapmaya başlamakla kalmadı, önderlik (bu kavramı daha sonraki yazılarımda ele alacağım) eden konuma geldi. Chat gibi bayağı kelimeden kurtulup Messenger çökmesine zemin hazırladılar. Kendilerine “Sosyal Medya” diyerek başlarını gökyüzüne diktiler; fakat suyun üzerine çıkamadılar, çıkamazlar da; çünkü çıkarlarsa var olamayacaklar. Varlık sebepleri girdaptır ve içindekiler.

Eski Medya’ya kıyasla edilgen konumdaki bizler Yeni Medya’nın etken fiilleriyiz. Yeni Medya’yı var eden bizleriz. Eski Medya bize rağmen vardı. Yeni Medya ben yoksam yoktur; bugün için geçerli olan bu bilgi yarın için Eski Medya’nın yerini almayacağını garanti edemez. Fakat bugün söz hakkı bizde, bu hakkı bize kim, neden verdi bilmiyorum. Kendiliğinden oluşmuş bir evre de olabilir ya da her türlü komplo teorisi üreterek olaya derin medya süsü de verebiliriz. Hangi düşüncede olursanız olun Yeni Medya’nın engellenemez yükselişini durduramaz, hatta yavaşlatamaz. Sorulması gereken soru “Ben bu olayın neresindeyim?” olmalıdır.

Kişiler çeşitli sebepleri bahane ederek kendilerini Yeni Medya içine atmaktalar. Kendi fikrini beyan etmek, gördüğünü/duyduğunu paylaşmak, öğrenmek, öğretmek; sebep ne olursa olsun ister sosyal hayatta başarısız ya da en aktif bir birey olarak, Yeni Medya içine girmek ihtiyacı hissetmekle, kapitalizmin tüketirsen varsın ilkesiyle hareketle varlık sebebi olmuştur.

Yeni Medya’da yerimizi aldıktan sonra habercilik anlayışıyla paylaşımlarda bulunarak sanal çevremizin büyümesini büyük bir keyif alarak ekranımızın karşısında izler olduk. Yeni Medya’nın bize sunmuş olduğu en güzel görev izleyen konumdan izlenen konuma geçişimizdir. Fakat bu görev dağılımında zaman zaman yer değiştirerek bazen izlenen, bazen de izleyen olarak yer alırız. Bu biçim ile sokak muhabbetimizi internet ortamına taşıyarak Yeni Medya’da çok daha sıkı bağlar kurmamıza neden oldu.

Yeni Medya’yı çok sevdik. Muhabbet edebiliyoruz, sokak dalaşına benzer tartışmalar gerçekleştirebiliyoruz. Futbol oynayabiliyoruz. Sokakta yaptığımız her türlü eylemi Yeni Medya’da yapabiliyoruz. Sınır tanımaz özgürlük anlayışıyla Yeni Medya’yı sokaklardan çok daha fazla sevdik. Sokaklarda sınır var. Başkaları var. Duvarlar var. Yeni Medya’da sınır sensin, benim, hayal gücüm.

Özgürlük bizlerin alışkın olmadığı bir durumdur. Yeni Medya’dayken yaşadığımız handikapların başında özgürlük kavramı gelir. Sokak muhabbetlerinde de özgürdük. Tek farkla, bulunduğumuz toplulukta oluşan gizli bir etik ile var olurduk. Yeni Medya’da bunu bulamadık. Her şey sanal olduğu için her şeyin paylaşılabileceğini zannettik, mahrem sırlarımızdan sınır tanımaz hayallerimize kadar her şeyi; fakat sınırsızlığın da sınırı olduğunu paylaşımlarımızın doğurduğu sebeplerin toplumsal etkilerini gördükçe öğrendik. Rüzgârın etkisiyle yaprağın düzensiz salınışı gibi paylaşımlarımızın da mecrasını izledikçe öğrendik. Ne paylaştığımızı bilmeden nasıl felaketlere yol açtığımızı öğrendik.

Yeni Medya kendi içinde etik kurallarını oluştururken değişen rolleri ve sürü-çoban ilişkisini bir sonraki yazımda ifade etmeye çalışacağım.