“Sök Çalıştır”, “Sürükle Yürüt”, “Kes Yakıştır” vee... Al Sana Mısır!

Benim itirazım ise başıma gelenin ihbarıdır aynı sıra: Sök Çalıştır, Sürükle Yürüt, Kes Yakıştır.

Bir Mısırlı’nın dile gelir itirazı cümleten şöyle olabilir: Tak Çalıştır, Sürükle Bırak, Kopyala Yapıştır. Çünkü itiraz edenleri ile başlarına geçirdiklerinin arasında hiçbir fark yoktur. Başlarına bir şey geçiren hemşehrilerinden razı olmayanlar orayı terkedeli beri en beride belki 50-60 sene geçmiştir. Akif mesela.

Benim itirazım ise başıma gelenin ihbarıdır aynı sıra: Sök Çalıştır, Sürükle Yürüt, Kes Yakıştır.

Çünkü benim bir "başıma gelen" var adını Türkiye dedikleri yerde. Bir de adı Mısır olan yerde "başa getirilen" var. Ne ikisi aynı şeydirler ne de gelen ile getirilen aynı şeydir. Şu olan şeyin biri ‘başa gelen’ iken diğeri ‘başa getirilen’dir.

Benim ciğerimi sökenler, ciğerim sökük çalıştırılmamı azmettikleri için “sök çalıştır” muamelesini tatbike koyuldular. Başıma geçen ayakların sürüklediği şekilde yürütülmemi ve o ayakların herşeyimi yürütmesini o ayaklara ücret olarak takdir ettiler. Yüzümü gözümü kese kese bana yakıştırdıkları salon adamlığı suretini suratıma yapıştırdılar.

Fi’l-vaki son altı seneden beri Akif gibi terketmem iktiza eder haller diyarımda zuhur etmektedir. Başlarda birşeyi sökülmedikten sonra çalışması kabul edilmeyen şehrim, artık ne taksan çalışır hale dönüştürülmüştür. Neyi sürükleye sürükleye getirip üstüme bıraksalar hemen onunla bir ayak uyuşturan/değiştiren bir hale dönüştürdüler şehrimi. Oysa başlarda ancak sürükleyerek yürütebilirlerdi. Şehrimin hangi yerinden olsa herhangi bir kısmı, oradan kopyalayıp başka bir şehre yapıştırıp takıştırabilecekleri kadar “hememsal” hale dönüştürüldü. Fakat önceleri bir uyarlama yapacak olduklarında müstevliler/müstahviller kesip doğramadıktan sonra bunu başarabilemezlerdi.

Artık modüler haldedir şehrim. Yedek parçalar güvenciyle yaşamakta olan güya şehir diğer değişiklerinden sadece matematiksel coğrafyası kadar bir farkı kaldı şehrimin. Benden çıkan parçaların birtekciği bile hiçbir şehre geçmişte de bugünde de uymadığı için… yani bu kadar orijinal ve bir daha bulunmaz birer parça oldukları için “sergenlik” sergileniyor kitaplarda, müzelerde, üniversitelerde işte o kadar. Öyle ki başıma gelenlerin mürebbileri, mucitleri, müellifleri kendi müstamel “çıkma”larını kakalayabilecekleri bir pazar açmak için yapmadıkları halde hepimizce malum ne yaptılarsa işte o yaptıklarını, o “ya ya ya - şa şa şa başa gelmiş” reziller, her çıkmayı oramı buramı söküp orama burama takıp takıp çalıştırageldiler dolaplarını bunca zaman. Gel zaman git zaman ha Mısır ha Türkiye aynı hesap oldu çıktı meydane. Biri yiğit öteki pervane. Merdane nerede, nerede kerhane. Mertlerini yedi Türkiye tane tane.

Yani sandırmaya azmettikleri gibi değildir durum. Türkiye’nin başından geçenlerin hızlandırılmış bir versiyonu imiş Mısır’ın başındaki güya. Bi’l-hassa Mısır’daki vaka-yı adiye birazdan gelip girecek Türkiye’ye oysa. Çünkü Mısır’da olan biten Romanya’daki Çavuşesku hadisesinden, İran’daki Humeyni halefleri hadiselerinden, Suriye’deki hadiselerden ve ve… Amerika’daki “Zenci Travyon Martin versus Latin George Zimmerman” dramasından veya “Occupy Wall Street Tantana”larından katiyetle farklı değildir. Al birini tak diğerine çalışsın, al birini diğerinin üstüne bırak uyuşsun, al birinden kopya diğerine yapıştır tutuşsun yani. Türkiye’nin nümayiş ve sitayişleri de aynı derekelere düştü. Durum, bırakalım uyanılmasını, sanı olarak bile sezilmesine müsaade edilmeyecek bir hayvanat derekesine düşmek durumudur. Ve miladi 1648-88 zamanlarından ve hicri 38-40 zamanlarından bu güne, dünyanın bütün şehirlerinin “mertlerinin, mertliklerinin” başına gelen böyle başaşağı düşmek durumudur.

Standart imalat, aslında yarı mamul ve yardımcı malzeme yani müstahzar dediğimiz şeyin mamul mertebesine yükseltilmesidir ya, işte aynı hesap birbirimize yedek parça hazırlayan üretim bantlarından ibaret birer manüfaktür şehirciklerden başka şeyi olmayan ülkelerle kaplandı dünya artık. İnsan bir yedek parça; okul makinasına uyar bir evrede. Bir modifikasyonla ama yedek parçalığı aynı kalmak suretiyle istihdam makinasına uyar takip evrede. En nihayet bir yedek parçadır bütün uzuvlarıyla… transplantasyon parazitidir ölene kadar ve ölünce de çıkma organ torbası olur çıkar, içi boşaltılınca çukura atılası. Şehirler de böyle nitekim. Çünkü politika patronunun yedek parça manüfaktürüdürler bugünkü günde. Sosyal olaylar makinasına, halkla ilişkiler makinasına yarayışlı sistemleri vardır o şehrin. O sistemlere yarayışlı sosyal ilişki standartları üretilmektedir şehirde nicedir.