Memleket meselelerini yazmak, muhavereye açmak, müzakere etmek, istişareye almak öyle karnından konuşarak yapılabilir şey değil arkadaş.
Çevremizi kollamak mühimdir. Kollamamak felaketimizdir.
Neyden ve kimden kollamak? İşte bu sorunun cevabını veren çıkmaz. Etrafında dolanan, ima eden, güya cevaplayan çok olur. Ama ne hikmetse “tesbit eden” veya “tesbitini beyan eden” yoktur. Kasten eksik bırakıldığını söylediğim bu “tesbit ve teşhis”den geri durmayan var mı? Var. Bunlar zaten birbirleriyle yüzgöz olmuş ve çevreyi kollamak gereken sebeplerin müellifi, amili, faili eşhastır ki, aralarında bir hırın muvazaaya düşmesi halinde ancak birbirlerini ifşa ve itham ettikleri vakidir. Ve bu durum onların işbirliklerini kesmelerini de çevremizi korumamız gereken habasetlerinin iptalini de intaçetmez. Üzerimize bu türden sakınmalar ilzam eden mahutelerin nihayet bulduğunu görmedik henüz.
Çünkü sakınmak mucibelerimizde sabıkalı mevzuların carimlerinin adını, eşgalini, hüviyetini, künyesini zikretmeyerek o cürümlerin lanetlenmesiyle yetinilmektedir. Bir düşman var, şu yönde, ama karanlıkta görülmüyor demek düşmanı teşhis etmek olmuyor. Sözü bu kadarcık tutmak belki de o düşmana yarıyor. Eve hırsız girdi galiba deyip de hâlâ yatakta yatıyor kalmak hırsızı engellemiyor. “Benim topum var” diyor çocuk. “Hadi getir” diyenlere de “ama evde” diye cevap veriyor. Bize ne evde olduğundan başka hiçbir şeyini bilip göremediğimiz o toptan!
Memleket meselelerini yazmak, muhavereye açmak, müzakere etmek, istişareye almak öyle karnından konuşarak yapılabilir şey değil arkadaş. Ben şehrin o haramilerden temizlendiğini görmedikçe, temizliği sürdürmedikçe rahat etmeyeceğim ve dahi haramiler de şehri yutmaya devam etmedikçe rahat değiller.
Net söyleyelim. İstanbul’un Kağıthane Deresi’nin ağzındaki haliç hiçbir şekilde kıyıları bir kuruma, binalı bir faaliyete temadisi açık ve münhasır teslim ve tahsis edilemez. Çünkü kıyılarının suhuleti, halim selim havası ve etrafı dolayısıyla haliçler başka deniz sahillerine benzemez. Liman olarak dahi kullanılamaz. Aksi halde halkın müşterek ve muhayyer haklarına daimi musallat olan binaların işgaline, müesseselerin tasarrufuna ve faaliyetlerin inhisarına terkedilmiş olunur. Mutlak bir istismar ve ihtikarın özellikle uzak tutulması, onlardan hassaten korunması gereken özel coğrafi konumlardan biridir haliçler. Dağ ve tepe zirveleri de böyledir. Çayırlar da böyledir. Bu tür arazi parçaları MERA’dırlar. Miri hükmedeceğimiz, istifade edeceğimiz yerlerdir onlar.
Meraları gerçek yahut hükmi tek bir şahsa teslim edenler ve tahsisini yapanlar… bütün hükümet üyeleri, bütün belediye meclisi azaları haramidir. O teslim ve tahsisin hazırlayıcı, işletici, tamamlayıcı işlerine çalışan herkes haramidir. Tesellümü kabul eden ve istihsası ahz ve kabz eden her müteşebbis aslında haramidir. Zaten ve baden bu meselenin muharriki taraf olduğu için azmettiren haramidir müteşebbis.
Duyuyoruz. 1 milyar dolardan ziyade yatırım yapacaklarmış Haliç’e. Haliç’e yapılacak yatırımlar sayesinde de milyonlarla saydıkları ölçülerde turizm hareketi getireceklermiş İstanbul’a.
Haliç’e hiçbir işletmecilik yatırımı gerekmez. Doğal haliyle kalması şartıyla toplumun huzuruna katkı vermekliğinden daha büyük bir yatırım değeri mi var Haliç’in yani?! Bırakalım yeni tesislerle kıyılarının işgalini, Haliç’in hal-i hazır kıyılarındaki işgalcilerin… tersanenin, müzenin, kongre merkezinin, festival merkezinin, mevlevihanenin, askeriyenin vb. ilahiri ne varsa; haliçi müşterek ve muhayyer istimalimize ve istifademize mani teşkil eden yapıların hepsi kaldırılmalıdır. Kaldı ki sözü edilen yeni tesis yat işletmeciliği, otel işletmeciliği odağında kurgulanan bir tesistir ki, bütün yat ve otel iskanı etrafına duvar, kilit, mazgal, bekçi, burç dikildiğini bilmekteyiz. Bu özellikleri olan tesisler ise geçici olarak bile haliçlere dikilemez.
Yani ezcümle şehir kâr ve itibar hırsları üzerinden imar edilmez. Dahası, imara yarıyor diye bu türden… imara, sosyal çevrime, alış-verişe vesile mahvelelerden temizlemeliyiz zihnimizi. Dolayısıyla şehrimizi. Ve zihnimizi temizlediğimiz zaman ancak şehri harislerin saldırılarından, çevre tehlikelerinden koruyabileceğimizi de iyi belleyelim.